• Cem Hakverdi

300 NUMARALI OTOBÜS

“Havaalanında 1 saat 45 dakika beklenmez” diyerek tren istasyonuna doğru yürümeye başladım. “Hele şuradan bir çıkayım da nasıl olsa bir araç bulurum.”

İstasyona girdiğimde kalkmayı bekleyen bir tren vardı, ona bindim. Kapının üzerinde bulunan haritadaki durakların isimlerine bakarak gitmem gereken yeri anlamaya çalıştım. Hiçbir yer tanıdık değildi. Yolculardan birine gitmek istediğim yeri söyleyip nerede inmem gerektiğini sordum. Neredeyse şehrin diğer ucundaki son durağın adını verdi. Oradan gitmek istediğim yere otobüsler kalkıyormuş. Tren hareket etti.

Trenin hareket etmesiyle bu alternatif yolcuğunu kaç saatimi alacağını hesaplamaya başladım. İstasyon araları kısa değildi ve nereden baksan 15-20 istasyon vardı. Trafiği de hesaba katacak olursam en az 3 saatimi alacak gibi görünüyordu. 1 saat 45 dakika otobüs beklememek için yaptığım bu hareketin çok mantıklı olmadığını düşünüp 2. istasyonda inmeye karar verdim.

İstasyondaki güvenlik görevlisine nasıl gitmem gerektiğini sordum. 300-400 metre ilerideki otobüs durağından 300 numaralı otobüse binerek gidebileceğimi söyledi. Durağa gittim. Birkaç otobüs geçti ama benim 300’den bir iz yoktu. Otobüslerden birinden inen bir yolcuya “300 geçer mi?” diye sordum, “geçer, geçer” dedi.

Karşıdan gelen araçların farları gözümü yormaya başlamıştı. Otobüslerin önüne yazılmış büyük puntolu, ışıklı yazılar kolay okunuyordu da daha eski olan otobüslerin ve minibüslerin yazılarını okumak için bir büyüteçe bir de el fenerine ihtiyaç vardı. Tabii bunun için bir de durması gerekiyordu. Durakta sadece ben vardım. Bu nedenle yolcu indirenlerin dışında hiçbri otobüs el kaldırılmadığı sürece durmuyordu. Bu durumda uzaktan okunabilen yeni otobüslerin dışında gelen diğer hepsini teker teker durdurmam gerekiyordu ki yanımdan basıp gitmesin.


Bir çöp kamyonu durdu. Görevli arkadaşlara da sorup iyicene emin olmak istedim;

-300 geçer mi?

-Geçer ama az.

-Olsun. Az da olsa yeter.

Havaalanında beklemediğim otobüsün kalkmasına 15 dakika kalmıştı. Kafelerden birinde sıcak sıcak oturup kahve içerek beklemek yerine az geçecek olan otobüsü bekliyordum. Durup dururken gülmeye başladım. “Keşke” dedim kendi kendime, “bir araba dursa ve bana adres sorsa. Gitmek istediği yer tam benim gideceğim yer olsa. Onlara yolu bilmediğimi söylesem ama beraber bulmamızın kolay olacağını söylesem.”

Durağın çok az gerisinde bir araba dörtlülerini yakıp durdu. Otobüslerin durmaya zaten niyeti yoktu. İki şeritli olan yolun tek şeridini de bu araba kapatınca otobüsler sol şeride çıkıp basıp geçecekti. Yaklaşan bir otobüsün sol şeride çıktığını gördüm. Biraz yaklaşınca da tabelasını okudum. Büyük puntolu, aydınlatılmış tabelasında 300 yazıyordu. Durağın gerisinde bekleyen arabayı geçip kendiliğinden sağ şeride geçti. El kaldırdım. Zaten yolcu indirmek için duracakmış. Eşyamı aldım, otobüse bindim.

Trenle geldiğim yolu geri dönmeye başladım. Bir süre ilerledikten sonra havaalanı tekrar göründü. Üzerinden neredeyse 2 saat geçmişti ve ben daha başladığım yerde bile değildim. Güldüm.

Havaalanı kavşağından geçtik. Yanımdan 1 saat 45 dakika beklememek için türlü streslere girdiğim otobüs geçti. Yıkıldım. O otobüs ileride yolcu indirmek için durdu, biz sollayıp geçttik. Rahatladım. Evet üşümüştüm ve biraz stresli geçmişti ama hala onun önündeydim. Derken bizimki durdu o geçti. Tükendim.

Göz ucuyla takip ettim. Biraz ilerideki kavşaktan sağa döndü, biz düz gittik.

#analogphotography #türkiye #travel #memoriesin35mm #turkey

1 görüntüleme
  • Siyah Vimeo Simge
  • Siyah Instagram Simge
  • Siyah Facebook Simge
  • Siyah LinkedIn Simge

© 2018